17 Mayıs 2012 Perşembe

Gelecek de bir gün gelecek


DeMarcus Cousins (Sacramento Kings)
Jeremy Lin (New York Knicks)
Klay Thompson (Golden State Warriors)
Kyrie Irving (Cleveland Cavaliers)
John Wall (Washington Wizards)
DeMar DeRozan (Toronto Raptors)
Paul George (Indiana Pacers)
Gordon Hayward (Utah Jazz)
Kawhi Leonard (San Antonio Spurs)
DeJuan Blair (San Antonio Spurs)
Ryan Anderson (Orlando Magic)
Taj Gibson (Chicago Bulls)
Derrick Favors (Utah Jazz)

Yukarıdaki kadro, 2012 Londra Olimpiyatlarına gidecek esas kadroya antreman ve hazırlık mahiyetinde kurulmuş olan kadro. Adına ‘USA Select Team’ deniliyor yani bir nevi B takımı. Hazırlık sürecinde as kadrodan biri sakatlanırsa pozisyonuna göre ilk bu kadrodan adam alınacak.

Olimpiyatlarda ve Dünya Şampiyonlarında seçilen bu kadro, ileride NBA’in elit oyuncuları olmaya aday olarak görülür. Yani 3-5 yıl içerisinde sahne onların olacak. Select Team’e seçilmeleri  bu oyuncuların gelişimi için müthiş bir motivasyon kaynağı olur. Zaten NBA’de çaylak veya en fazla üçüncü-dördüncü sezonunda olan bu oyuncuların Select Team’e girmelerinin ne anlama geldiğini kendileri de bilirler (DeMarcus Cousins’tan emin değilim bu konuda).

Aşağıdaki kadro; 2008 Pekin Olimpiyatlarına giden kadronun (Lebron, Kobe, Wade, Howard, Carmelo, Bosh, CP3, D-Will, Kidd, Boozer, Redd, Prince) alternatifiydi. Bir fikre sahip olmak için şu kadronun şimdi hangi noktada olduğunu görmek yeterli bence.

LaMarcus Aldridge (Portland Trail Blazers)
Kevin Durant (OKC Thunder)
Jeff Green (OKC Thunder)
Luther Head (Houston Rockets)
Al Horford (Atlanta Hawks)
Andre Iguodala (Philadelphia 76ers)
Kevin Love (Minnesota Timberwolves)
Robin Lopez (Phoenix Suns)
Kevin Martin (Sacramento Kings)
O.J. Mayo (Memphis Grizzlies)
Derrick Rose (Chicago Bulls)
Rodney Stuckey (Detroit Pistons)
Russell Westbrook (OKC Thunder)

Mesela listede şimdi NBA’de olmayan Luther Head(???) bulunuyor. Robin Lopez’i ıskarta olarak ve Jeff Green’i de kariyerinin başında ağır sakatlıklarla boğuştuğunu (bu sene kalp ameliyatı oldu mesela) varsayarsak geri kalanlardan bazısı şu an ligin en elit oyuncuları arasında bazısı da takımlarının bel kemiğini oluşturmuş adamlar haline geldiler.  Durant, Aldridge, Westbrook, Iggy, Rose, Love, Martin, Horford NBA’in en iyi oyuncuları arasında ve inanılmaz olan kısmı ise 2008’de ahım şahım oyuncular değildi. Tıpkı bu seneki olimpiyatlara seçilen alternatif kadrodaki adamlar gibi.


Westbrook, Rose, Love, Lopez ve Mayo 2008’de daha henüz kolejden çıkmış, NBA’de oynamamış isimlerdi.  Yukarıda kalın harflerle belirttiğim Aldridge, Durant, Horford, Iggy, Martin ve Stuckey NBA’de oynuyorlardı. 2008’de seçildiklerinde bu adamların ne durumda olduğuna bir bakalım:


 Listedeki bu genç adamlar neredeyse ortalama oyunculardı. Şimdi ise geldikleri noktaya bakalım bir de:


4 sene sonra gelinen noktayı özetle analiz edelim. Iggy ve Martin bu 6 oyuncu arasında en yaşlılarıydı (24). İkisi 2007-08’de en iyi sezonlarını geçiriyorlardı. Şimdi ise 4 sene önceki gibi hücum tarafında etkili oldukları gözükmüyor. Örneğin bu seneki kadrodan Utah oyuncuları Hayward(22) ve Favors(20)’ı 2008’den Iggy ve Martin dışında listedeki diğer oyuncularla mukayese etmek gerekirse gelebilecekleri nokta bize en azından  bir öngörü verebilir. Çünkü bu oyuncular kendilerini çok geliştirdi:

  • ·         Aldridge’in pas ve şut efektifliği inanılmaz gelişti
  • ·         Durant (çaylak sezonunda bayağı sendelemişti) ligde oyunun hemen hemen her kategorisine etki edip en iyi 3 oyuncudan biri haline dönüştü.
  • ·         Horford hücumda repertuarına çok şey kattı. Böylece efektifliği arttı. Zaten takımın kullandığı şutların büyük yüzdesine sahip.
  • ·         Rodney Stuckey bile hücum efektifliğini (offensive efficiency) 11 sayı geliştirdi. Ancak savunma tarafında adım atamadı. Yine de 2008’den daha iyi bir oyuncu haline geldiğini görebiliyoruz.

DeMarcus Cousins fiziksel yetenekleriyle beyni arasında bir iletişim problemi var. Garip hareketleri, sürekli top kullanması (bu sezon %44,8 FG  ile oynadı. Bir potaaltı oyuncusu için felaket), koç kovdurması (Sacramento’da bu sene koç Paul Whestpol’un ekmeğiyle oynayan ana aktör oldu) gibi sorunsalları dışında 18,1sayı, 11ribaunt ortalamaları ile oynadı bu sezon. Günümüzde potaaltı oyuncu için babasını satan takımlar olduğunu düşündüğümüzde Kings için bulunmaz bir nimet (USA Milli takımına aday seçilmesinin en önemli nedeni bence). Tabii ileride mental birtakım şeyleri değiştirmezse olduğu yerde kalır.

Jeremy Lin’den daha önce de bahsetmiştim. Cindirella masalının kanlı canlı örneği ile karşımızda. Sakatlanmasıydı Knicks’i belki de playoff yarışında daha üst sıralarda görecektik. Bize 1 aylık güzel bir tat bıraktı damaklarımızda. Seneye çok merak ediyorum nasıl bir performans gösterecek diye ama Select Team’e seçilmesi bile kendini geç kanıtlamış bir oyuncu için önemli.

Ablam olayı abartmış!

Bu sene Golden State’te çaylak sezonunu tamamlayan Klay Thompson, gard rotasyonunda sakatlanan Curry’nin ve All-Star sonrası takas olan Monta Ellis’in boşluğunu çok iyi doldurarak rüştünü daha ilk senesinden ispat etmiş oldu. Benim radarımda olan oyunculardan biri olan Thompson’ın bileği çok yumuşak ve birkaç sene içerisinde ligin elit şutörlerinden biri olacak. Kendisinde Ray Allen potansiyeli görüyorum ve yakından dikkatle takip ediyorum. Fiziği Warriors’ın birkaç senedir tüm gardlarında olduğu gibi çok zayıf. İleride her NBA oyuncusu gibi kuvvetlenecek ve şimdiki çelimsizliğinden eser kalmayacak. Kesinlikle milli takım için doğru bir seçim.

Kyrie Irving başımıza taş yağmazsa ileride milli takımın ilk beş oyun kurucusu olacak. Zaten bu sene draftta 1.sırada seçilen Kyrie, yılın çaylağı ödülüne de açık ara sahip oldu. Nash-Kidd jenerasyonunun miadı dolarken D-Will, CP3, Rose, Rondo evresinde bulunuyoruz şu an. İşte bundan bir sonraki kademede Irving geliyor. Tabii daha çok genç. Takımının hem en çok sayı atan, hem de en çok asist yapan oyuncusu (18.5 - 5.5). Zaten iyi bir oyuncu olması bekleniyordu ama süper yıldız potansiyeli göstermesi herkes için sürpriz. Hiçkimse Irving'in bu kadar iyi 3'lükçü olabileceğini düşünmemişti mesela (%40'la atıyor). Üstelik yalnızca eğlenceyi değil, basketbolu da düşündüğü belli (D-Rose kafasında). Bu sezon kritik anlarda en çok sayı üreten oyuncu oldu. "Cavs'te şut kullanacak başka adam mı var ki" diyenler için yüzdesini veriyorum: %55. Clutch istatistiğinin ilk 10 sırasında bu kadar iyi isabet kaydeden tek isim. Sırf bu bile potansiyelini ve ileride nasıl bir oyuncuyla karşı karşıya olduğumuzu görebiliyorum ve ürküyorum Güntekin!


Geçen senenin yılın çaylağı olan John Wall, ikinci senesinde pek bir ilerleme kaydedemedi ancak yine de potansiyel bir süperstar muamelesi  görmekte. Milli takımda oyun kurucu olarak Irving’den sonra geleceği aşikar. Bu sene Cirq du Soleil’e taş çıkartan bir saçmalıkların içerisinde bulunan Wizards’ın bir nebze ümidi varsa o da Wall’dur. Zaten takımı onun üzerine inşa ediyorlar. Bekleyip göreceğiz seneler içinde. Ama Irving’in önüne geçebileceğini sanmıyorum.

2009’da Toronto’nun  Marcus Thornton, Jrue Holiday, Ty Lawson’ın önünde seçtiği DeMar DeRozan’ın patlama yapmasını büyük bir sabırla bekliyoruz. Raptors’ın sağlam bir yapısı olmadığından bunu ne kadar gerçekleştirebilir bilmiyoruz ama özellikle şu an Holiday ve Lawson’ın playofflarda takımlarının elzem oyuncuları haline dönüştüklerini görünce DeRozan’dan ümit bir o kadar kesiliyor. Yerinde sayabilecek bir potansiyel olarak görüyorum ve hayırlısı diyorum.

Kaan Kural’ın evladı Paul George, muazzam bir savunmacı olabileceğinin sinyalini bu çaylak senesinde bize gösterdi.  Kawhi Leonard ve Gordon Hayward da aynı yolun yolcusu. Bunları direkt sahaya süreceksin ve rakibin 1 numaralı hücum silahını kitleyeceksin. Bruce Bowen’dan pasajlar izletecek bir potansiyelleri var savunmada. Bunun yanında hücum güçlerinin de olması çok yönlü oyuncular olduklarının ve istatistik kağıdının her alanını doldurabileceklerinin kanıtıdır. Üçü birden olmasa da en az biri kesinlikle geleceğin milli takım oyuncularındandır. Severek takip ediyoruz kendilerini.


Ryan Anderson, Taj Gibson ve DeJuan Blair bu listede milli takımın uzunları arasında. Gibson ve Blair daha çok hamlar ama Anderson tamamdır. Yılın en çok gelişme kaydeden oyuncusu seçildi bu sene. Sonu, 2007’de bu ödülü alan Hido’ya benzemesin de... Akılalmaz bir 3 sayı tehdidinin yanında bu sene aldığı ribauntlardaki artış gözleri kamaştırıyor(5,5’ten bu sene 7,7). İleride Milli takım için Anderson’ı diğer ikisinden daha kuvvetli bir aday olarak görüyorum.


Hiç yorum yok:

Yorum Gönder