10 Mayıs 2012 Perşembe

Kanal D teletexti




Nostaljiye sarınca yeri geldiğinde İsmet Badem-Ender Bilgin ikilisi bile gözüme hoşgeliyor ama sen gelmiyorsun Kanal D. Dün Fener-BJK playoff serisinin 2.maçını izlerken aklıma geldi. Twitter’da bir yorumda : “Lütfen İsmet Badem’e taraflı yorum yapıyor diye küfretmeyin. İsmet Badem’in hala yorum yapıyor olmasına küfredin.”  Öyle bir kanaldı ki NBA maçlarını verip saatini bizden esirgerdi. 13-14 yaşındayız, daha ergeniz, içimizde basketbol hevesi derken zaten çoğu evde olduğu gibi bizim evde de internet yoktu o sıralar. Gazetelerin tv rehberi  eki çok yaygın ama gece saat 12'den sonrasını yazmıyorlar. Gece hangi programın olduğunu ancak ertesi günün sabahında öğrenebiliyorsun. Resmen zeka fışkırıyor hazırlayanlardan. Maçın saatini öğrenebilmek için kanalın spor haberlerine yetiştin yetiştin yoksa spiker şimdi spor haberleri dediği an kapanış altyazısı geçiyor. Saati anlamadın ya da o esnada biri konuştu, geçmiş olsun. Ertesi gün okul varmış, şimdinin gececi yarasaları o zaman uyumak zorundaymış kimsenin salladığı yok. 

İnternet yok ama teletext var. Kumandanın tuşlarıyla haber, spor ne bulursan okuyabiliyorsun bazı harflerin yerinde rakam çıksa da. Maçın kaçta olduğunu öğrenebilmek için heyecanla yayın akışına girerdin ama nafile. Ulan niye güncellemiyorsunuz. Bugünün yayın akışını ertesi gün öğrenebiliyorsun. Kesin TV rehberini hazırlayan adam İlker Yasin gibi bir adamdı diye düşünüyordum. Geçen gün Hıncal Uluç  bisiklet yarışının sonucunu TRT'nin teletext'i yazmadı diye 3 sayfa yazı döşedi. Alem senle dalga geçti ama ben seni anladım Hıncal, ben seni anladım.

“Teletext mi kaldı artık yeaa” diyenler haklıdır ama 10 sene önce teletext candı işte. Şu videoyu izleyince ortaokul-lise yıllarıma döndüm ve geç kalmış bir serzenişi belirteyim dedim. Eskiler kendi zamanlarını anlatırken pek sallamazdık, he der geçerdik ya bazen. Ulan şu an kendimi onların moduna girerken gördüm ve ense tüylerimde tuhaf bir ürperti hissettim. Teenage’lere de tavsiyem yapmayın etmeyin, dinleyin eskileri. Ben yine 98 Finallerinde Jordan’ın Russell’ı iterkenki buluğu sayı gibi, 99’da Allan Houston’ın son saniyede attığı şutun sekip girmesiyle 8.sıradan gelen New York’un 1.sıradaki Miami’yi elemesi gibi, 2000’de Batı konferans finali 4. maçında son saniyede Hidayet aptal aptal bakarken Horry’nin attığı üçlükle Lakers’ın kazandığı gibi maçlar bekliyorum. Bekliyorum ama gelmez biliyorum. Eski maçlar candır, anlatılasıdır, keyfi başkadır...

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder