13 Mayıs 2012 Pazar

LBJ for MVP




LeBron James son dört senede üçüncü kez normal sezonun en değerli oyuncu seçildi. 27.1 sayı, 7.9 ribaunt, 6.2 asist, 1.9 top çalma. Alışılagelmiş LeBron istatistikleri. İnsana akıl tutulması yaşatıyor bu rakamlar. Dikkatli bakınca daha da etkileyici olduğunu fark ediyoruz üstelik. Saha içi isabeti %53; kariyerinin en yüksek yüzdesi. Tıpkı 3'lük yüzdesi gibi (%36). İşin garibi, çaylak sezonu dahil asla bu kadar az 3'lük denememişti. Serbest atışlarda ilk kez %77'nin üstüne çıktı. Hücumda zaten şu rakamları oyun içinde izlerken yapmıştır diye tahmin edebiliyorsunuz.

Gelelim bana göre esas neden MVP olduğunun cevabına.. Ligin en iyi 5-6 savunmacısı arasında gösteriliyor. Rakip kısalara baskı yapan, atletizmi ve basketbol zekasıyla pas kanallarını domine edip sürekli top çalan, forvetleri bunaltan bir oyuncuya dönüştü. Üstelik uzun forvet savunurken Gasol, Garnett, Love gibi basketbolcuların topla buluşamaması için harcadığı çaba herkesi hayran bırakıyor. Esas hedefi belli: PF’ye top aldırmamak. Sırf şu pozisyonda bile ne anlatmak istediğim belli oluyordur umarım:


Tabii esas akıllara durgunluk veren taraf, savunmada bu kadar efor harcayan birinin ‘point forward’ olduğu için hücumu yönetmesiyle başlıyor.

Oyun kurucu forvetler 80'lerde Larry Bird’ün önderliğiyle basketbol literatürüne girdi. Bu tip oyuncuların günümüzdeki en büyük örneği de LeBron; ribaundu aldıktan sonra topu rakip sahaya taşıyor, hızlı hücumları yönetiyor, kendini oyunun merkezine monte ediyor (asist yapmasa bile), potaya sırtı dönük durduğunda 3'lük çizgisinin dışında bekleyen veya cut yapan oyuncuları besliyor. Kağıtta yazan 6.2 rakamından çok daha büyük katkısı var asistlere (LeBron sahadayken Heat +13 sayı atıyor). Tüm ligdeki en iyi 5 pasörden biri zaten.

Bunların yanında LeBron'un kritik anlarda ortaya çıkmadığını maçları izleyen herkes biliyor. Zaten geçen sene kaybedilen şampiyonluk tamamen buna bağlanıyor. Bu sene normal sezonda tüm ligde kritik anlarda en çok sayı üreten 17. oyuncu. Yüzdesinin 39'a düşmesi hoş değil elbette ama çok korkunç olmadığı aşikar (Mesela bu istatistiklerin master’ı Kobe bu sene kötü atıyor kritik anlarda: %33). Kritik anlarda en çok asist yapanlar listesinde de 7. sırada üstelik (Tabii herkes ondan pas vermesinden ziyade takım oyununu bir kenara bırakmasını, o anları domine etmesini bekliyor doğal olarak).

Sezon boyunca Miami Heat pek çok engelle karşılaştı: Tribünleri dolduran LeBron-Hater'lar, Wade'in asla bitmeyecek sağlık problemleri, kötü yedekler... LeBron dört pozisyonu hem kalıbı, hem de rakamlarıyla doldurmayı başardı (Abartmıyorum. Bu sezon aldığı dakikaların %24'ünde PF olarak oynadı mesela). Tek bir maçta değil sezon boyunca çoğu maçta 4 pozisyonu birden oynadığı maçlar çıkarttı, playoff’larda da çıkaracak. Sayı, asist ve ribaunt departmanlarında takımının lideri.


Nike, MVP ödülünü Lebron'un almasıyla birlikte ona özel bir ayakkabı piyasaya sürdü


Şimdi bir organizma düşünün ki takımın en iyi savunmacısı olsun, blok tehdidi sebebiyle rakip kısaları turnike atmaya çekinir hâle getirsin (rakibin fast-break’lerinde arkadan avını takip edip, sonra bloklaması cabası), tüm hücumları yönetsin, zerre bencillik yapmasın, takım arkadaşlarını daha iyi oyunculara dönüştürsün, en çok ribaunt alan oyuncu olsun, olağanüstü yüzdelerle sayı atsın, yaptığı fantastik smaçlarla tribünleri maçın içine çeksin ve playoff'lar öncesi 3. vitesi geçmeyen takımını şahane galibiyet yüzdesine ulaştırsın. Övgüler, methiyeler, serenatlar... Hepsini hak ediyor; MVP ödülünü de. Delicesine nefret edenler bile böylesine muhteşem bir performansı görmezden gelemezler. Karşısında 2006 Kobe ya da 2000 Shaq gibi bir rakip olmadığı için MVP ödülünün başka bir isime gitmesi skandal olurdu zaten. Zaten oylamada ikinci olan Durant de Lebron’un hakettiğini belirtmişti.

Hemen kısa bir tırnak açıp Durant’ten bahsedecek olursak, son 3 sezonda 2.defa MVP ödülü oylamasında ikinci sırada kaldı.[1] Bu konuda yaptığı açıklamada da üzüntüsünü dile getirmiş:

“Liseden beridir hep ikinci oluyorum. Draftta ikici seçildim[2]. Lisede (ülke genelinde) ikinci en iyi oyuncu oldum. İkinci kez MVP oylamasında ikinci oldum. Sanırım artık bu ikincilik mevzusunu aştım”

Lebron’a dönersek şimdi madalyonun öteki tarafına bakalım.

Tarihte 3 kere MVP ödülü kazanabilmiş 8 basketbolcu var: Jordan, Kareem, Russell, Wilt, Magic, Bird, Moses ve LeBron. Listedeki isimlerin tamamı Tanrı mertebesinde. Fakat aralarında şampiyonluk kazanamamış tek isim var: James.  "Artık bu ayıbı örtmen lazım" gibi klişe birşey söyleyecek değilim. Zaten başarısız olursa tüm dünya bardaktan boşalırcasına LeBron'a yüklenecek; eleştiriler, espriler, bel altı vurmalar...


Geçen sene Dallas'lı DeShawn Stevenson'ın şampiyonluktan sonra giydiği Lebron t-shirt'ü

2005 civarı Kobe'nin ne halde olduğunu hatırlatırım sizlere. Günah keçisi ilan edilmiş, medyanın paramparça ettiği, her arenada yuhalanan bir adam. Kobe bir şekilde milyonlarca insanın yaydığı negatif enerjiyle beslendi. Zaten kendisinin o dönemlere ait meşhur sözü:

“Everything is negative – pressure, challenges – are all an opportunity to me to rise”

“Herşey negatifti. Baskı,mücadele- Hepsi benim yükselmem için bir fırsattı”

İnsanların kendisini sevip sevmemesi umrunda bile değildi (Kamera karşısında iyi adam imajı çizmeye gayret ediyor tabii.). Tek hedefi vardı: Önüne çıkan herkesi ve her şeyi yok etmek. LeBron ise sevilmek istenen bir adam. Eğlenmek, mutlu olmak istiyor. Miami'ye gittiği gün kara çocuk olacağı, yüzük kazanana dek nefretle karşılanacağı belliydi. Daha yeni yeni ünvanını kabul edip nefretle başa çıkmayı öğrenmeye başladı sanırım. En azından üstünde 16 yazan dişlikleri takıp yalnızca playoff'lara odaklandığını ve 16 galibiyet hariç hiçbir şey (örneğin MVP ödülü) düşünmediğini anlatmaya çalışıyor.[3]



Üçüncü MVP ödülü çok büyütülecek şey değil (Zaten 5-6 tane kazanabileceğini biliyoruz.). Millet LeBron’u normal sezon maçları için değil playoff’lardaki performansına göre ya yüceltecek ya da çarmıha gerecek.

Eğer playoff'lardan yine boynu bükük ayrılırsa neler olacağı belli zaten. Örneğin aklıma ilk Magic Johnson'ın daha geçen sene söylediği söz aklıma geliyor: "Pek çok oyuncu şampiyon olacak... LeBron hariç."  Artık gerisini siz düşünün…



[2] 2007 Draftında birinci sıradan seçilen Greg Oden’ın ardından seçildi Durant.

[3] 16’nın anlamı; Miami’nin şampiyonluğa ulaşması için playoff’larda alması gereken galibiyet sayısı.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder