31 Mayıs 2012 Perşembe

Reverans


Sadakat, verdiği sözün arkasında durmak, davranışıyla ortaya karakterini koymak; bazı insanların hayattaki en büyük erdemi olsa gerek. 

Space Jam’i izlediğimde 10 yaşındaydım ve her şey ondan sonra başlamıştı diyoruz, basketbolu izliyoruz, seviyoruz, sevilmesini istiyoruz. Bazıları profesyonel olarak oynayıp para kazanıyor. Ekranda veya salonda insanlar onları takip ediyor. Onlar da kimi insanları eğlendiriyor, çoğu insan da ülkemizde olduğu gibi basketbolu futbol mantığıyla izlemeye çalıştığı, yüksek ses çıkarıp bağırıp tezahürat yapınca iyi taraftar olunduğu ve fanatik oldukları için takımları kaybettiğinde üzülüyor. 

  
NBA ile Avrupa arasındaki en büyük fark bence burada yatıyor. Amerika’da basketbola eğlence olarak bakıldığı için insanlar gelip maçını izliyor, birasını içip hotdogunu yiyor, sonra da otoparktan arabasını alıp evine gidiyor mantığı. Bu mantık olunca maçta en fazla ‘MVP,MVP…’, ‘Beat L.A’, ‘Boston sucks’ veya hakem kararının tekrarını tepedeki dev ekrandan izleyince en fazla 5 saniye süren yuhalamalar oluyor. Yapı öylesine bir düzende işliyor ki araya çomak sokmak istersen, hemen elimine ediliyorsun. Asla bu lige ve onun imajını zarar verecek bir girişimde, organizasyonda bulunman mümkün olmuyor. 

Yapı böyle olunca ister istemez çarpık psikolojiye sahip bir insanın davranışları değişiyor. Hemen aklıma gelen ilk örnek Rasheed Wallace Portland’taki dönemlerinde bir sezonda 41 defa teknik faul aldığı için sırf bu yüzden lig yönetimi kuralları değiştirdi ve bir sezonda 16 teknik faul alana otomatikman bir maç men cezası uygulamasını getirdi. Mesela 2004’teki Detroit-Indiana maçında çıkan kavga lig tarihine büyük bir utanç olarak kaldı ve kalacak da. Hatırlıyor musunuz bu olaydan sonra çıkan cezaları?

  

Hemen ertesi gün verilen cezalarda Artest sezonun geri kalanınından(73 normal sezon maçı ve Pacers’ın 13 playoff maçı)[1],  Stephe Jackson 30 maçtan, Jermaine O’Neal 15 maçtan, Ben Wallace 6 maçtan men edildi.
Adam kural budur, işinize gelirse diyor. O olaydan 8 sene geçti, daha onda birine benzer vakalar bir elin parmaklarını geçmez. Şimdi ise çağımız yeni bir virüs kazanmaya doğru gidiyor. Adı flopping. Daha önce de bahsetmiştim. David Stern bu kanser daha fazla yayılmadan önlemini alma peşinde çabalıyor. Kendini yere bırakan, hakemi aldatıp faul aldırmaya çalışan oyunculara para ve maç cezası verilebileceği günler yakındır. 

Herşey bir oyuncunun karakterinde bitiyor. İstediğin kadar başarı yakala, MVP ol, zart zurt ol… Kariyerin bittikten sonra bunların yanında ‘Ama’ ile başlayan cümleler kurulacaktır. Bir de bunların yanında sessiz sakin, kendi işine konsantre olan, karakterini hem oyunuyla hem de davranışlarıyla belli eden oyuncular var. Harun Erdenay, Ray Allen, Eric Gordon, Derrick Rose aklıma gelen ilk isimler ama Tim Duncan apayrıdır. Kaç oyuncu bir süperyıldız olmasına rağmen göz önünde olmayı, gezmeyi, eğlenmeyi, medya önünde olmayı pek sevmez? FIBA’nın hakemlerinin taraflı tutumu ve istikrarsız yorumlarından dolayı başka hangi sporcu bir daha Milli formayı giymeyeceğini açıklayıp en önemlisi de buna sadık kalmıştır?


Spurs şimdilerde Duncan’la beraber 5.şampiyonluğuna yürüyor. İşte benim gibi düşünen insanlar da bu yüzden şampiyon olmalarını istiyor. Aşağıdaki videoda çok ince detaylar var. 97 Draft’ında birinci sıradan seçilen Duncan’ın doğru bir yapıda ve doğru insanların etrafında olmasıyla birlikte nasıl BÜYÜK bir oyuncu olduğu anlatılıyor. Duncan-Popovich ilişkisi nasıl baba-oğul formuna dönüştüğü ve beraberinde yakaladıkları başarılar gösteriliyor.


Beni en çok etkileyen de Bruce Bowen’ın “Üzerine ilgi çekmeyi sevmezdi, reklam çekimlerine ilgisi veya Hey bana bakın ben Tim Duncan’ım demesi umrunda değildi” demeci ve Spurs GM’i R.C. Buford’ın “Birinci seçim hakkına sahiptik. Pop, Duncan’ın yanına Saint Croix’e[2] gitti. Onla zaman geçirdi 3-4 gün. İlişkileri orada başlamıştı” sözleri oldu. Çok duygusal, saygı duyulası, acayip bir şey…

[1] NBA tarihinde bir oyuncuya verilen en uzun ceza. Artest’in  bir de maaşından 5 milyon dolar kesildi. Tüm ceza alan oyuncular ayrıca toplam 11 milyon dolar cezaya çarptırıldı.

[2] Saint Croix, Virgin Adaları’nın içinde bulunduğu ana 3 adadan biri. Duncan’ın doğduğu yer.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder