Amare Stoudamire kısa bir an New York’ta büyük bir yapının ortasındaydı.
Şu an hala orada, ancak o ‘an’ artık
kayboldu.
NBA’in geçen sene tasarladığı
Encouragement Promo[1]’larında
kendisine yer verenler muhtemelen şu an pişmandırlar. Çünkü geçen sene Phoenix’ten serbest kalan
Amare (ki Suns hiçbir şey alamadan onu free-agent piyasına sundu ve böylece
Phoenix Suns devri kapanmış oldu bir süreliğine) New York’la yaptığı 5
yıllığına 100 milyon $’ın karşılığını hiç veremedi. Bu sezon 2.senesini devirdi
Knicks’le ancak bu yapının daha ileri gidemeyeceği aşikar. O da tıpkı NBA’de ‘oyunkurucusuz
bir hiç’ olan uzunlardan olduğunu kanıtladı. Mesela bunun aksi örneğini
Minnesota’dayken Kevin Garnett veya yıllardır izlediğimiz Duncan’la
verebiliriz.
Suns’da Nash’in bırakın uzunu, ölüyü
bile diriltecek viagravari bir yeteneğe sahip oluşunun nimetlerinden faydalandı
Amare. Yıllar boyu Nash’le oluşturdukları takım çekirdeği bir türlü uzanıp
uzanıp kıyısına geldikleri NBA finallerine erişemedi ve Suns takımı dağıtarak
çökme devrine girdi.[2]
Amare de o meşhur 2010 free agent
piyasında New York’un Lebron,Wade, Bosh, Nowitzki hamleleri olmayıca soluğu
Knicks’te aldı(Joe Johnson’ı bile alamadılar o derece). Taraftarlar,
alabildikleri tek yıldıza(?) aşkla meşkle bağlandı. Tabi hemen ardından
All-Star arasından sonra Carmelo geldiğinde New York’ta mehdi ilan edildiği
için Amare dış kapının mandalı oldu. Aklı başında her basketbol izleyicisi
Knicks’in çok değerli parçalara sahip olduğunu ancak bu yapıyla hiçbir yere
varamayacaklarını düşünmüştü (Goygoycu NewYorker’lar hariç). Amare kariyeri
boyunca Nash’le pick&roll oynamış, run&gun[3] sistemiyle
verimli olmuştu. Bu sayede Amare kariyeri boyunca hareketliyken topu alıp
potaya yöneldi. Yani post oyunu nedir bilmez.
Acayip atletik yeteneklere sahiptir ve
patlayıcılığıyla göze girmiştir. Ancak madalyonun öteki tarafında savunmanın
s’sini bilmez. Fantastik özelliklerine rağmen açık söylüyorum alan paylaşımına
kafası basmaz. Blok yapabilmek için pota altını boş bırakır (JaVale McGee
kafası). İyice suyunu çıkardın diyeceksiniz ama bizim evde Stoudamire’den daha
iyi savunma yapabilen 12 tane nesne sayabilirim: Televizyon kumandası, düdüklü
tencere, ayakkabı çekeceği… Amare sahadayken Knicks 104,6 sayı, kenardayken
96,9 sayı yedi bu sezon. Yılın savunmacısı ödülünü alan Chandler, dinlenirken
veya faul problemine girdiği vakitleri saymıyorum bile. Zaten Tyson Chandler’da
bu sene ödülünü alırken şakayla karışık lafı soktu:
“First of all, i’d like to thank my teammates. Because without their poor defense and letting their men fly by them, my defensive talent wouldn’t have been recognized.”
“First of all, i’d like to thank my teammates. Because without their poor defense and letting their men fly by them, my defensive talent wouldn’t have been recognized.”
“Öncelikle takım arkadaşlarımı kutlarım. Çünkü onların kötü savunması ve
rakiplerinin yanlarından geçmelerine izin vermeleri olmasaydı, savunma yeteneğim asla farkedilmeyecekti” asdasdfasdfasfa
Tüm NBA’de pick&roll savunmasını
terimini bilmeyen tek adam Amare diyebiliriz. Aşağıdaki videoda önce box out
özürlü olduğunu fark edecek, ardından Parker ve Duncan’ın pick&roll’ünde ne
hallere düştüğünü göreceksiniz:
Bu bir defaya mahsus bir görüntü değil. İnanın bana Amare’yi biraz dikkatli seyredersek bunu sıkça yaptığını görürüz. Bütün bunlar bir yana bu sene Miami serisinde 2.maçta yaptığı gerzeklik, kariyeri boyunca üzerinde koyu bir leke olarak kalacak. Kaybettikleri ve seride 2-0 geriye düştükleri maçın sonrasında soyunma odasına giderken koridorlardaki bir yangın söndürücüsünün camına yumruğu gömçürüyor ve olanlar oluyor. Haliylen 3.maçı kaçırıyor ve Amerikan medyasının dalga konusu oluyor.
Bu bir defaya mahsus bir görüntü değil. İnanın bana Amare’yi biraz dikkatli seyredersek bunu sıkça yaptığını görürüz. Bütün bunlar bir yana bu sene Miami serisinde 2.maçta yaptığı gerzeklik, kariyeri boyunca üzerinde koyu bir leke olarak kalacak. Kaybettikleri ve seride 2-0 geriye düştükleri maçın sonrasında soyunma odasına giderken koridorlardaki bir yangın söndürücüsünün camına yumruğu gömçürüyor ve olanlar oluyor. Haliylen 3.maçı kaçırıyor ve Amerikan medyasının dalga konusu oluyor.
Olayla alakasız
manyağın teki Indiana vs Orlando maçında Amway Center(Magic'in evi)
koridorlarındaki yangın söndürücülerin üzerine bir şerit çekmiş: Lütfen
vurmayın
Gazeteler Amare’yi aptal ilan etmenin
ötesine geçti. Knicks taraftarları nefretle doldu ve internet geyikleri tavan
yaptı. Seneye ne olacağı meçhul. Yavaş tempo ve izolasyonlarla etkili olan
Carmelo, run&gun’ın çocuğu Amare ile beraber oynamakta güçlük çekiyor.
Fakat takas seçeneği mümkün gözükmüyor çünkü Amare’nin kalan 3 sene için 60
milyon $’lık kontratını kimse üstlenmez.
Genç
yaşında babasını kaybetmesi, annesinin hapiseneye girip çıkması yetmiyormuş
gibi bir de bu sezon ortasında kardeşini kaybetmesi (bu ölümden sonra gözününaltına gözyaşı dövmesi yaptırdı) artık mental olarak da dağıldığının göstergesi
oldu. Carmelo’yla Amare imkansız denklem gibi duruyor. Ki nitekim D’Antoni geçen
sene All-Star arasından sonra aldıkları Carmelo’yu aslında istemediğini bu sene
Knicks’ten kovulurken verdiği demecinde belirtti. D-Will’i kadroya katmayı daha
mantıklı görmüş ancak Carmelo’da tercih kılmıştı New York. Adam sorunu teşhis
etmişti aslında: Amare ancak yanında bir Nash veya D-Will demiyorum vasatın
üstü bir oyun kurucuyla yetenekleri açığa çıkıyor. Bu da onu overrated yapıyor.
En azından benim gözümde…
[1] Bu promolar birer şaheserdir. Amare
dışında Nash, CP3 ve Durant ile çekildi. Hepsi bir yana ama en bayıldığım
Curry’ninkiydi. Spoiler: Curry’nin yanındaki adam bir zamanların keskin şutörlerinden
babası Dell Curry. http://www.youtube.com/watch?v=wg43SKN0keY
[2] Çoğu takım ellerindeki yapının,
kurguladıkları hedefe ulaşamayacaklarını acı gerçeklerle öğrendikleri vakit,
takımı yavaş yavaş dağıtıp yüklü kontratlardan kurtularak drafttan seçecekleri
oyuncularla yeniden yapılanma sürecine giderler. Çünkü takımın artık ne uzayıp
ne kısaldığını görmektense ve her sene playoff mücadelesi veren veya playoff
ilk turunda elenen bir takım olmaktansa bu süreci seçerler. (Çoğu takım dedim
çünkü New York, Atlanta gibilerinde
yıllardır böyle bir mentalite yoktur)
[3]
Run&gun sistemi, hızlıca rakip sahaya gidip ilk 14 saniyede şut atmak
üzerine dayalı bir sistemdir. Bu anlayışı uygulayan koçlar Mike D’Antoni
(Suns&Knicks), Don Nelson(Dallas, Warriors)…




Hiç yorum yok:
Yorum Gönder