9 Mayıs 2012 Çarşamba

Efsanevi serinin 4.maçı


3. maça hazırlanırken Clippers soyunma odasına şu kağıdı asılıydı:




TNT'nin NBA yorumcusu Charles Barkley, Grizzlies'in fiziksel oyun tarzına Clippers'ın cevap verip veremeyeceğini sorguladı.
"Kenyon Martin hariç fiziksel bir takım değil," dedi Charles Barkley; "Grizzlies'in koçu olsam, 'bu akşam smaç basmalarına izin vermiyoruz' derdim, ‘gecenin en güzel hareketi’nin peşindeler. Sert olmak, kuralları zorlarcasına kavgaya girişmek istemiyorlar."

Sertlik demişken Barkley bir noktayı atladı: Reggie Evans. Clippers’ta savunma anlamında işin içine pislik de katarak –Amerikalıların bir lafı vardır: Dirty Play- Memphis’i yıldıran adam oldu seri boyunca.  Sertlik bir yana Clippers yine ribaunt almakta zorlandı (Memphis'in 47'sine 36'yla karşılık verebildiler), Grizzlies'in 19 hücum ribauntu almasına engel olamadı. K-Mart ve Reggie Evans kenardayken sahaya yansıttıkları sertlik (Sadece savunma ya da ribaunt değil. Sertlik) patates püresi kıvamına geliyor (Zaten Charles Barkley soyunma odasındaki yazıyı gördükten sonra, "Reggie Evans'ı saymayı unutmuşum" dedi). Şu an yazdığım cümle emin olun bana da çok garip geliyor ama Evans olmasa Clips şu an 3-1 önde olamazdı muhtemelen. 8 ribaunt alması bir yana (K-Mart 0 ribaunt), her maçta fizikî sertlik getirmeyi başardı. Takımda en çok ribaunt alan oyuncu ise CP3: 9 ribaunt. CP3’ye gelmişken 3.maçın sonundaki basın toplantısından bir anı şimdi paylaşayım. Şu minimal CP3’nin sevimliliğine bir bakın hele... “Blake Face” yapıyor munzur: 

Aslında Chris Paul pek iyi oynayamadı diyecektik ki yine ağzıma tıktı bu lafımı. 4. çeyrek başlarında kenara gelmişti (normal süre sonuna 4 dakika kala oyuna girecekti) ve kenardayken Clips farkı 10'a çıkardı. Normal süre sonunda çok kritik bir top kaybı geldi Paul'den (Grizz işi bitirebilirdi. Z-Bo maç boyu topu tutamama yemini etmemiş olsaydı). Hatta CP3 sahadayken takımı -9 istatistiğiyle oynamış. Tabii uzatmada yine kahraman olacaktı[1]. Aynı lafları gevelemeyeceğim (Playoff. Kritik maç. Sahadaki en iyi oyuncu. Galibiyet azmi vs.) ama her şeyi unutup şu adamın mükemmelleştirdiği (step-back jumper) silaha bakın. Basketboldaki durdurulması en zor, hatta mümkün olmayan şutlardan biri (Kobe'nin fade-away'i ve Nowitzki'nin Erhan Çene’vari tek ayak üzerinde geri çekilerek leylek şutu gibi). Pick&roll’e gelen uzunun perdesini kullanıp, rakip uzun üzerinden vücudunu da kullanarak geriye çekilerek atıyor artık. Tabii uzatmanın kahramanı CP3 ama Memphis yine maçların son anlarında gerizekalıca hücum ettiği aşikar. (Bakın gerizekalıca demiyorum, zekası gerice diyorum)

Gasol topu topu 4 ŞUT KULLANDI. İnsaf! İlk maçta 10’da 6’yla oynadıktan sonra 18’de 7! Gerçi Gasol'un şut atması çok da önemli değil ama kesinlikle topu eline alması ve hücumu şekillendirmesi lazım. Tabi bunun için de öncelikle faul problemi yaşamadan sahada kalması gerek. Şu Amerikalılar ne zaman anlayacak Avrupalıların fundamental ve oyun içi görüşünün kendilerinden daha iyi olduğunu merak ediyorum. İnsanoğlu oksijene ne kadar muhtaçsa, Grizzlies hücumları da Gasol'a o kadar muhtaç. Lionel Hollins sene boyu övdüğüm, yücelttiğim, yoluna güller döktüğüm bir adamdı. Playoff'larda sınıfta kaldığını söylemek yetmez; okuldan atılmış kadar oldu[2]. Kısaları karşısına alıp yakalarına yapışmalı ve haykırmalı: "Topu Gasol'e verin!" Eğer Grizz playoff'larda başarılı olmak istiyorsa her şeyi (pota altını domine etmek, topa baskı yapmak...) bir anlığına unutabilir ama Gasol'un basketbol zekasını bir kenara bırakamaz. Aksi taktirde hücum damarlarını açmak için by-pass bile yeterli olmayabilir.

Hücum ritminin bozulmasında Rudy Gay'in emeği büyük mü? Büyük. Son dakikalarda fena değildi ama tıpkı geçen maçtaki gibi ilk 3 çeyrek boyunca korkunç oynadı. %32'yle oynamasına rağmen tam 25 şut kullandı; liseli ergen ruhunun NBA basketbolcusu kılığına bürünmüş hali. Hücumu sürükleyen oyuncu Conley oldu: 15'te 10'la tam 25 sayı. 8 asist ve 7 ribaunt yaptığını da hatırlatıp takımın en iyi olduğunu söylemem lazım. Ama Gasol işlemeyince pek bir anlamı kalmıyor yaptıklarının.

Unutmadan maç yazısı arasına sıkıştırmaya mecbur olduğum bir konu var: Flopping. Yani kaba tabirle çirkefleşme! Bazı oyuncular hatta takım halinde faul almak için kendilerini yerden yere atmaları ve faul düdüğünü çaldırmak için eşeğin bir taraflarına suyu kaçırması diyebilirz. Clippers oyuncularının özellikle kendi evlerinde taraftarın gazını da arkalarına alıp her faulde flopping’e yeltenmeleri artık sinir bozucu hale gelmeye başladı. CP3'nin flop'ları meşhurdur. Blake Griffin ise flop'ların efendisine dönüştü; sırtına hafif darbe aldığında bile domdom kurşunu yemişçesine sarsılıyor. Sene içinde "çok sert darbelerle durduruluyorum" dedi. Haklı da. Alley-oop’a giderken fazlasıyla sert faullerle durdurulduğu oldu. Ama artık sen playoff maçı oynuyorsun. Bana bunlarla gelmeyin lütfen. Cüsselerini karşılaştırmak hata olur ama Shaq'in kariyeri boyunca yediği dayakların yarısını yese ambulansla hastaneye gitmek isteyecek muhtemelen. Paul takasından sonra Clippers'a Lob City lakabı takılmıştı. Artık Flop City deniyor ne yazık ki.

Kritik anlarda bu yönteme başvuruyorlar dedim birkaç maç ama artık olayın çivisinin çıktığı dün akşam iyice belli oldu: CP3 kendisine doğru yaklaşanın hakem olduğunu fark etmedi ve... Anlatacak pek bir şey yok. Sadece izleyin. Amaç oyunun durduğu anda abartıp, rakibe teknik faul çaldırmak.





En nihayetinde, Clips 3. maçını aldı ve seriyi kazanmaya çok yakın. En azından lig tarihinde yalnızca 8 takımın 1-3'ten geri gelebildiğini biliyoruz. Çılgın bir Parker vs CP3 duellosuna[3] doğru gidiyoruz gibi geliyor. Öte yandan Memphis’e üzülmemek elde değil. Ama doğanın kanunu bu: Yaşamak istiyorsan öldürmeyi öğreneceksin. Birbirine denk takımların mücadelesinde kaybeden tarafa yazık oldu der geçeriz. Ki zaten bizim normal bir 4. ve 5.nin playoff eşleşmesinden beklediğimiz tatmini fazlasıyla karşıladılar. Maç arşivlerimde bu seriden 7 maç olmasını çok isterdim ama bu büyük ihtimalle gerçekleşmeyecek gibi.


[1] Twitter'da güzel bir yoruma rastladım: "Chris Paul'u sezonda 50+ kere izlemenin güzel yanı belli: bu şeyi 50+ kere yapması." (Where Amazing Happens)

[2] İlk karşılaşmada 27 sayıdan maç vermesi zaten unutulmayacak ama Conley'e, "perdeyi kullandıktan sonra Gasol ve Z-Bo'nun potaya devrilmesini sağla" demek bu kadar mı zor? Diyordur da belki ama uygulamaya geçiremiyor. Sıkıntı var!

[3] Spurs'un tek kelimeyle kusursuz hücumuna karşı Clips savunmasının şansı çok az (100 sayının altında tutmaları bile zor.). Olası eşleşmede takımların rekabetinden çok bu düello herkesin ilgisini çekecek. O değil de hala Spurs'un sıkıcı basketbol oynadığını düşünen varsa Özcan Deniz’den geliyor: De get yalan dünya!

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder