3. maça hazırlanırken Clippers
soyunma odasına şu kağıdı asılıydı:
TNT'nin NBA yorumcusu
Charles Barkley, Grizzlies'in fiziksel oyun tarzına Clippers'ın cevap verip
veremeyeceğini sorguladı.
"Kenyon Martin
hariç fiziksel bir takım değil," dedi Charles Barkley; "Grizzlies'in
koçu olsam, 'bu akşam smaç basmalarına izin vermiyoruz' derdim, ‘gecenin en
güzel hareketi’nin peşindeler. Sert olmak, kuralları zorlarcasına kavgaya
girişmek istemiyorlar."
Sertlik demişken
Barkley bir noktayı atladı: Reggie Evans. Clippers’ta savunma anlamında işin
içine pislik de katarak –Amerikalıların bir lafı vardır: Dirty Play- Memphis’i
yıldıran adam oldu seri boyunca. Sertlik
bir yana Clippers yine ribaunt almakta zorlandı (Memphis'in 47'sine 36'yla
karşılık verebildiler), Grizzlies'in 19 hücum ribauntu almasına engel olamadı.
K-Mart ve Reggie Evans kenardayken sahaya yansıttıkları sertlik (Sadece savunma
ya da ribaunt değil. Sertlik) patates püresi kıvamına geliyor (Zaten Charles
Barkley soyunma odasındaki yazıyı gördükten sonra, "Reggie Evans'ı saymayı
unutmuşum" dedi). Şu an yazdığım cümle emin olun bana da çok garip geliyor
ama Evans olmasa Clips şu an 3-1 önde olamazdı muhtemelen. 8 ribaunt alması bir
yana (K-Mart 0 ribaunt), her maçta fizikî sertlik getirmeyi başardı. Takımda en
çok ribaunt alan oyuncu ise CP3: 9 ribaunt. CP3’ye gelmişken 3.maçın sonundaki basın toplantısından bir anı şimdi paylaşayım. Şu
minimal CP3’nin sevimliliğine bir bakın hele... “Blake Face” yapıyor munzur:
Aslında Chris Paul pek iyi oynayamadı diyecektik ki yine ağzıma tıktı bu lafımı. 4. çeyrek başlarında kenara gelmişti (normal süre sonuna 4 dakika kala oyuna girecekti) ve kenardayken Clips farkı 10'a çıkardı. Normal süre sonunda çok kritik bir top kaybı geldi Paul'den (Grizz işi bitirebilirdi. Z-Bo maç boyu topu tutamama yemini etmemiş olsaydı). Hatta CP3 sahadayken takımı -9 istatistiğiyle oynamış. Tabii uzatmada yine kahraman olacaktı[1]. Aynı lafları gevelemeyeceğim (Playoff. Kritik maç. Sahadaki en iyi oyuncu. Galibiyet azmi vs.) ama her şeyi unutup şu adamın mükemmelleştirdiği (step-back jumper) silaha bakın. Basketboldaki durdurulması en zor, hatta mümkün olmayan şutlardan biri (Kobe'nin fade-away'i ve Nowitzki'nin Erhan Çene’vari tek ayak üzerinde geri çekilerek leylek şutu gibi). Pick&roll’e gelen uzunun perdesini kullanıp, rakip uzun üzerinden vücudunu da kullanarak geriye çekilerek atıyor artık. Tabii uzatmanın kahramanı CP3 ama Memphis yine maçların son anlarında gerizekalıca hücum ettiği aşikar. (Bakın gerizekalıca demiyorum, zekası gerice diyorum)
Aslında Chris Paul pek iyi oynayamadı diyecektik ki yine ağzıma tıktı bu lafımı. 4. çeyrek başlarında kenara gelmişti (normal süre sonuna 4 dakika kala oyuna girecekti) ve kenardayken Clips farkı 10'a çıkardı. Normal süre sonunda çok kritik bir top kaybı geldi Paul'den (Grizz işi bitirebilirdi. Z-Bo maç boyu topu tutamama yemini etmemiş olsaydı). Hatta CP3 sahadayken takımı -9 istatistiğiyle oynamış. Tabii uzatmada yine kahraman olacaktı[1]. Aynı lafları gevelemeyeceğim (Playoff. Kritik maç. Sahadaki en iyi oyuncu. Galibiyet azmi vs.) ama her şeyi unutup şu adamın mükemmelleştirdiği (step-back jumper) silaha bakın. Basketboldaki durdurulması en zor, hatta mümkün olmayan şutlardan biri (Kobe'nin fade-away'i ve Nowitzki'nin Erhan Çene’vari tek ayak üzerinde geri çekilerek leylek şutu gibi). Pick&roll’e gelen uzunun perdesini kullanıp, rakip uzun üzerinden vücudunu da kullanarak geriye çekilerek atıyor artık. Tabii uzatmanın kahramanı CP3 ama Memphis yine maçların son anlarında gerizekalıca hücum ettiği aşikar. (Bakın gerizekalıca demiyorum, zekası gerice diyorum)
Gasol topu topu 4 ŞUT
KULLANDI. İnsaf! İlk maçta 10’da 6’yla oynadıktan sonra 18’de 7! Gerçi Gasol'un
şut atması çok da önemli değil ama kesinlikle topu eline alması ve hücumu
şekillendirmesi lazım. Tabi bunun için de öncelikle faul problemi yaşamadan
sahada kalması gerek. Şu Amerikalılar ne zaman anlayacak Avrupalıların
fundamental ve oyun içi görüşünün kendilerinden daha iyi olduğunu merak
ediyorum. İnsanoğlu oksijene ne kadar muhtaçsa, Grizzlies hücumları da Gasol'a
o kadar muhtaç. Lionel Hollins sene boyu övdüğüm, yücelttiğim, yoluna güller
döktüğüm bir adamdı. Playoff'larda sınıfta kaldığını söylemek yetmez; okuldan
atılmış kadar oldu[2]. Kısaları
karşısına alıp yakalarına yapışmalı ve haykırmalı: "Topu Gasol'e
verin!" Eğer Grizz playoff'larda başarılı olmak istiyorsa her şeyi (pota
altını domine etmek, topa baskı yapmak...) bir anlığına unutabilir ama Gasol'un
basketbol zekasını bir kenara bırakamaz. Aksi taktirde hücum damarlarını açmak
için by-pass bile yeterli olmayabilir.
Hücum ritminin
bozulmasında Rudy Gay'in emeği büyük mü? Büyük. Son dakikalarda fena değildi
ama tıpkı geçen maçtaki gibi ilk 3 çeyrek boyunca korkunç oynadı. %32'yle
oynamasına rağmen tam 25 şut kullandı; liseli ergen ruhunun NBA basketbolcusu
kılığına bürünmüş hali. Hücumu sürükleyen oyuncu Conley oldu: 15'te 10'la tam
25 sayı. 8 asist ve 7 ribaunt yaptığını da hatırlatıp takımın en iyi olduğunu
söylemem lazım. Ama Gasol işlemeyince pek bir anlamı kalmıyor yaptıklarının.
Unutmadan maç yazısı
arasına sıkıştırmaya mecbur olduğum bir konu var: Flopping. Yani kaba tabirle
çirkefleşme! Bazı oyuncular hatta takım halinde faul almak için kendilerini
yerden yere atmaları ve faul düdüğünü çaldırmak için eşeğin bir taraflarına
suyu kaçırması diyebilirz. Clippers oyuncularının özellikle kendi evlerinde
taraftarın gazını da arkalarına alıp her faulde flopping’e yeltenmeleri artık
sinir bozucu hale gelmeye başladı. CP3'nin flop'ları meşhurdur. Blake Griffin
ise flop'ların efendisine dönüştü; sırtına hafif darbe aldığında bile domdom
kurşunu yemişçesine sarsılıyor. Sene içinde "çok sert darbelerle
durduruluyorum" dedi. Haklı da. Alley-oop’a giderken fazlasıyla sert
faullerle durdurulduğu oldu. Ama artık sen playoff maçı oynuyorsun. Bana bunlarla
gelmeyin lütfen. Cüsselerini karşılaştırmak hata olur ama Shaq'in kariyeri
boyunca yediği dayakların yarısını yese ambulansla hastaneye gitmek isteyecek
muhtemelen. Paul takasından sonra Clippers'a Lob City lakabı
takılmıştı. Artık Flop City deniyor ne yazık ki.
Kritik anlarda bu
yönteme başvuruyorlar dedim birkaç maç ama artık olayın çivisinin çıktığı dün
akşam iyice belli oldu: CP3 kendisine doğru yaklaşanın hakem olduğunu fark
etmedi ve... Anlatacak pek bir şey yok. Sadece izleyin. Amaç oyunun durduğu
anda abartıp, rakibe teknik faul çaldırmak.
En nihayetinde, Clips
3. maçını aldı ve seriyi kazanmaya çok yakın. En azından lig tarihinde yalnızca
8 takımın 1-3'ten geri gelebildiğini biliyoruz. Çılgın bir Parker vs CP3
duellosuna[3]
doğru gidiyoruz gibi geliyor. Öte yandan Memphis’e üzülmemek elde değil. Ama
doğanın kanunu bu: Yaşamak istiyorsan öldürmeyi öğreneceksin. Birbirine denk
takımların mücadelesinde kaybeden tarafa yazık oldu der geçeriz. Ki zaten bizim
normal bir 4. ve 5.nin playoff eşleşmesinden beklediğimiz tatmini fazlasıyla karşıladılar.
Maç arşivlerimde bu seriden 7 maç olmasını çok isterdim ama bu büyük ihtimalle
gerçekleşmeyecek gibi.
[1] Twitter'da güzel bir yoruma rastladım: "Chris Paul'u sezonda 50+ kere
izlemenin güzel yanı belli: bu şeyi 50+ kere yapması."
(Where Amazing Happens)
[2] İlk karşılaşmada 27 sayıdan maç vermesi zaten
unutulmayacak ama Conley'e, "perdeyi kullandıktan sonra Gasol ve Z-Bo'nun
potaya devrilmesini sağla" demek bu kadar mı zor? Diyordur da belki ama
uygulamaya geçiremiyor. Sıkıntı var!
[3] Spurs'un tek kelimeyle kusursuz hücumuna karşı Clips
savunmasının şansı çok az (100 sayının altında tutmaları bile zor.). Olası
eşleşmede takımların rekabetinden çok bu düello herkesin ilgisini çekecek. O
değil de hala Spurs'un sıkıcı basketbol oynadığını düşünen varsa Özcan Deniz’den
geliyor: De get yalan dünya!


Hiç yorum yok:
Yorum Gönder