Yavaş
yavaş sezonun sonuna geliyoruz. Er meydanı veya oğlanlar bir yana adamlar bir
yana dediğimiz playoff mücadelelerinde Konferans finallerine kadar geldik. Kan,
ter, hırs, yürek had safhaya gelmiş vaziyette. Elde kalan 4 takımdan herkes
biliyor ki 3’ü şampiyonluğa uzanabilir: Miami, Oklahoma, San Antonio. Boston
içinse ‘Never underestimate the heart of a champion’ aforizmasının etki
edeceğini kimse zannetmiyordur herhalde. Mantığım ve gönlüm San Antonio diyor
ama Miami bu sefer olacak sanki. Bir de bunların yanında OKC var.
Mükemmel
bir yetenek topluluğu var ancak düzen, intizam, sistem gibi kavramlara uzak
oldukları için bu sene de ya Spurs’e ya da finalde Miami’ye elenirler gibime
geliyor. Bir kere balık baştan kokar misali Scott Brooks, o takımın koçu olarak
durursa ileriki senelerde de şampiyonluk işi yaş. Point-guard’dan bozma
shooting-guard’dan doğma Westbrook, ligin en iyi skoreri Durantula, potaaltında
Ibaka ve Perkins ve kenardan gelen en iyi 6.adam Harden mükemmel bir çekirdek.
Üstelik takımın lideri henüz 23 yaşında olduğunu duyduğunuz an “Thunder
Dynasty”nin oluşmaması için hiçbir neden yok gibi duruyor. Ama iş sözde olmuyor
maalesef. 2 sene önce ilk turda Lakers’a ecel terleri döktürüp elenen, geçen
sene ise şampiyona konferans finalinde elerek ‘Geliyoruz’ mesajını veren takım
ha seneye ha öbür seneye dedikçe yaş alır gider. Bir de bakmışız çekirdek
30’lara merdiven dayamış, elde var sıfır…
Olayı
basketbol penceresinden baktığımızda durum bu. Bir de işin şekil şemal kısmı
var. “Kafayı yiyor bu adam ne alaka?” diyebilirsiniz ama çok net bir sorum var:
Bu formalarla mı şampiyon olacak bu takım? Bakın her zamankinin aksine burada
öznellik pek yok. Şu formalarla şampiyon olsalar ne olur, olmasalar ne olur?
Yani normalde olacağının aksine, şu formanın kötülüğüyle alakalı oybirliğine
varılabilir. Şampiyon olan/olacak bir takımın forması bu kadar iğreti olmamalı.
En son kafayı taktığım önceki senelerdeki Spurs formasıydı. Formanın yakasıyla
bir oyuncu terini sildiği vakit bir daha eski halini almıyordu ve atlet
görünümündeydi. Neyse ki sonra değiştirdiler.
Thunder
organizasyonu da aslında yeni kurulmuş bir yapı. Kökeni Seattle Supersonics’e
dayanıyor. Yönetim, takımı 2008-09 sezonunda Oklahoma City’ye taşıdı. Hatta
bayağı olaylı oldu bu taşıma süreci çünkü sözleşmeye göre takım 2010 sezonuna
kadar Seattle’daki salonda(KeyArena) maçlarını oynayacaktı. Seattle şehri
takımı dava etti derken takım, ismini de değiştirerek Oklahoma City Thunder
oldu ve Supersonics tarihe karıştı. İşte o ara idare etsin diye mi alelacele bu
formayı yaptılar bilemiyorum. Normalde bir NBA forması için raf ömrü 3
sezondur. Bence bu süre kısa ancak burada acil bir durum var. Yani sıkıntı
büyük! Bir de utanmadan tanıtımını yapmışlardı zamanında.


Hiç yorum yok:
Yorum Gönder