26 Nisan 2012 Perşembe

Sunset in Arizona


Çok şanslıyız gerçekten Basketbolda Bird’lerin, Magic’lerin, Dr J.’lerin hatta MJ’in kariyerinin ilk yıllarına yetişemedik ama bazı adamları herkes sever ve saygı duyar, kariyerinin bitmemesini ister ya… İşte Nash te eminim benim gibi birçoğumuz bu konuda hemfikir olacağı oyunculardan birisi ve kariyerine şahit olmak büyük lütuf. 40 yaşına merdiven dayayan bu sanat ustası, kariyerinin son Phoenix maçını çok büyük bir ihtimalle dün gece San Antonio’ya karşı oynayarak bitirdi. [1]
 
Son maçını Spurs’e karşı oynaması manidar oldu çünkü ömrü boyunca yüzüğe giden yolda karşısına hep Popovich’in takımı çıktı. Spurs’e  2005’te konferans finallerinde, 2007’de konferans yarı finallerinde, 2008’de ilk turda elendiler (2005 ve 2007’de San Antonio şampiyon oldu). Bu serilerden herhangi birini kazanmış olsalardı %90 ihtimal şampiyon olacaklardı. Çünkü Nash, kariyerinin tavan yaptığı yıllarındaydı ve gözünü sadece şampiyonluk kupası bürümüştü. Spurs’le yaptıkları serileri bir yandan  “That’s why I love this game” nidalarıyla izlettirdiler, bir yandan da gerçekten “kanlı” seriler olarak tarihe geçti. Mesela 2007 serisinde ilk maçta Nash’in burnu yarıldı. Bandajlarla sahada durmaya çalıştı ama burnu kanamaya devam ediyor, kanlar bandajın kenarlarından akıyordu.[2] NBA'de ne kadar küçük olursa olsun kanaması olan basketbolcular kenarda beklemek zorundadırlar. Nash oynuyor, kenara geliyor, yeni bandajlar hazırlanınca tekrar oyuna giriyordu. 31 sayı atmasına rağmen maçı Spurs kazandı.


Serinin 4. maçındaysa Robert Horry önce Nash'in yuvarlanmasına sebep olan çok çok sert bir faul yaptı, daha sonra Raja Bell'e dirsek atıp oyundan atıldı.[3] [4]  Maçı Suns kazanacak, seride durum 2-2 olacaktı. Fakat maçtan sonra hem Robert Horry'ye, hem de arbedede küçük roller alan Amar'e ve Diaw'a maç cezası gelince Suns rakibine nazaran çok güçsüzleşecek ve seriyi kaybedecekti (ve finallere ulaşan San Antonio LeBron'lu Cavs'i 4-0’la süpürecekti). 

Bu iki takım tam 5 sene boyunca birbirleriyle ölümüne çarpıştılar. En sonunda 2010 geldi. Duncan'ın dirseği Nash'in yüzüne çarpınca hem kaşı açıldı, hem de bir gözünü açamayacak hale geldi. Fakat son çeyrekte, tek gözle (yani derinlik algısını kaybetmişken) 10 sayı 5 asist yaptı. En sonunda Spurs'ü elemeyi başardılar. Fakat Konferans Finallerinde Kobe'nin Lakers'ıyla karşılaşacaklar (Bu seri, Kobe'nin kariyeri boyunca en iyi oynadığı ilk 3 seriden biri muhtemelen) ve bir kez daha eleneceklerdi. Serinin son maçı bittikten sonra Nash soyunma odasına gitti ve dakikalarca ağladı.


Neyse efendim esas konuya dönecek olursak aslında Nash’in son maçına çıkacağını söylüyorum ama yalnızca kontratı bitiyor. Tekrar Suns ile anlaşmaya varabilir elbette. Fakat kariyerinin sonunda şampiyonluk hedefine tutunabileceği bir takıma gitmek istiyor. İnsaf, lütfen öyle olsun! (Grant Hill de sakatlandıktan sonra Jared Dudley takımın en iyi 3. oyuncusu haline gelmişti. Phoenix'in son âna dek playoff'ları kovalaması, yalnızca ve yalnızca Steve Nash'in dehasıyla açıklanabilir.). Zaten aylar önce, takas dönemi bitmemişken başka takımlara gideceği konuşuluyordu. Takasını isterse Suns yönetiminin bu isteği geri çeviremeyeceğini, takım tarihinin en büyük efsanelerinden birine jest yapacağını herkes biliyordu. Fakat Nash takasını İS-TE-ME-Dİ.  Sadakatin öldüğü, nekrofil çetesi tarafından tecavüze uğradığı ve kalan parçalarının domuzlara yedirildiği bir lig izliyoruz artık. Oysa 38 yaşını doldurmuş, yüzük için son turları atan bir oyuncu ortaya çıkıyor, basketbolun unuttuğu bir değeri her şeyin önüne koyuyor: takım ve şehre bağlılık. İnsan Nash'e sadece saygı duymakla yetinemiyor…

Sağlık sorunlarıyla boğuştuğu ilk 4 sezonu unutmaya çalışalım. Nash 2000 yılından itibaren ligin en iyi oyun kurucularından birine dönüştü (99 ortalamaları 8,5 sayı ve 5 asist. 2000 ortalamaları: 15,5 sayı ve 7,5 asist). Mark Cuban 2004'te 31 yaşına gelen Nash'in performansının düşeceğini zannetti ve iyi bir kontrat önermedi. Epic fail. Tarih değişmek üzereydi. Phoenix'e giden Nash, J-Kidd'in yaşlanmasının da etkisiyle ligin en iyi oyun kurucusu ünvanını aldı. Nash'i izlerken en büyük silahı hemen göze çarpıyor: içeri penetre edip, trafiğe aldırmaksızın dışarıdaki boş adamlara pas verebilmek. 2005'te hand-checking [5] kuralı kalkınca Nash'in pota altına yaptığı penetrelerin ne kadar kolaylaştığını hayal edebiliyor musunuz? Üst üste iki kere MVP ödülü kazanacak , takımı konferans finallerine sürükleyecek, Amar'e ve Shawn Marion'a (hatta Tim Thomas, Barbosa, Quentin Richardson ve daha birçoklarına da) kariyerlerinin en acayip sezonlarını yaşatacaktı.

Son 15 sezondur takım arkadaşlarını daha iyi oyunculara dönüştürebilen 3 oyun kurucuya rastladık: Kidd, Nash, CP3 (D-Will'de de aynı yetenek var ama henüz dandik bir takımı iyi hale getirebilmiş değil.). En doğru oyuncuyu, en doğru zamanda bulabilmek bambaşka bir yetenektir. Eğer böyle bir oyuncu bulabilirseniz gerizekalı bir koça, basketboldan anlamayan atletik oyunculara, senelerce süren başarısızlığa rağmen playoff'lara üst sıralardan girebilirsiniz[6]. 2003/04'te Phoenix 29 galibiyet, 53 mağlubiyet almıştı. Bir sezon sonra, Nash (ve koç: d'Antoni) hariç hiçbir önemli parça eklemedikleri halde 62 galibiyet, 20 mağlubiyete fırladılar. (OHA!) Hızlıca rakip sahaya koşup 14 saniye civarında şut atmaya dayalı, run&gun denen sistemi akıl almaz, şaşkınlıktan insanın beynini eriten saha görüşü sayesinde mükemel yönetti Nash. 3 rakip oyuncunun arasına girip en alakasız açılardan, kimsenin görmediği noktalar verdiği paslarla Phoenix'i ligin en çok sayı atan takımına çevirdi. 

Nash hakkında ne desek boş. Muhtemelen Stockton'tan sonra en iyi pick&roll oynayan guard. Tıpkı Stockton gibi kritik anlarda ön plana çıkabiliyor (Dallas'a son 1 dakika içinde attığı 10 sayı ilk akla gelen örnek.). Kariyer yüzdeleri tek kelimeyle çıldırmış: %49'la saha içi isabet, %43'le 3'lük, %90'la serbest atış[7]. Tüm ligin, hatta NBA tarihinin en iyi şutörlerinden biri. Hepsini geçtim tüm lig tarihinde egosunu törpüleyebilmiş, insanlarla iyi anlaşabilen süper yıldızlar listesinin en başında yer alıyor (Nash, Magic, Duncan Dr J, Bird...). Futbol oynadığını (Tottenham taraftarıdır), çılgınca zeki ve esprili olduğunu, filmler çektiğini, bir tür peygamber gibi takıldığını biliyoruz.[8]

 Nash ve kızları

Yaz aylarında şampiyonluk kovalayabileceği bir takıma gidecek. Kötü bir savunmacı (tek eksik yanı bu zaten) olduğunu düşününce handikap yaratmayacağı bir takıma (Savunma kültürünü daha da geliştirmiş Knicks mesela. Zaten New York'ta yaşamak isteyebileceği konuşuluyor.) gitmesi bence daha mantıklı olur. Yaşlı Magic veya Dr J gibi savunmayla pek işi olmayan efsanevî basketbolcular, iyi savunmacılar sayesinde handikap yaratmaktan kurtuldular. Nash'in asla böyle bir şansı olmadı. Kariyeri boyunca kötü savunma takımlarıyla (Mavericks[9] ve Suns) oynadı. Belki de atletik oyuncuları saha boyunca koşturabileceği bir takım gidecek (Miami, OKC...). Kararı verecek olan kendisi. Adam 40 yaşına gelmek üzere. Asist liderliğinde ikinci sırada. Mükemmel yüzdelerle maç başına 12.5 sayı atıyor. Yüzlerce oyuncu (Hakeem, Shaq, Iverson...) sakatlıklar ve yaşlılık sebebiyle kariyerinin sonunda çaptan düşmüştür. Nash ise yaz aylarında istediği herhangi bir NBA takımını seçecek ve anlaşma imzalayacak[10]





[1] Suns formasıyla 744 maça çıktı ve son maçını ezeli düşmanları Spurs’e karşı oynadı. Maçı kaybettiler. Playoff’ları ise bir gece önce batıda son sıra biletini kapmak için çekiştikleri Utah’la oynadıkları maçı kaybederek yitirdiler.

[4] Hatta bu maçla ilgili maç ayarlamakla NBA’den uzaklaştırılmış eski hakem Tim Donaghy, seri bittikten sonra “Bu seri hakemler sayesinde Phoenix’ten çalınmıştır” diye ufak çapta bir sansasyon yarattı http://www.projectspurs.com/2011-articles/june/ex-referee-donaghey-talks-2007-spurs-suns-series.html

[5] Hand check: Savunma oyuncusunun rakibe eliyle dokunabilmesi ve belli ölçüde kontrol altında tutabilmesi.

[6] Tüm elementler Clippers'a oturuyor. Süper oyun kurucu: CP3. Gerizekalı koç: Vinny del Negro. Basketbolu bilmeyen ham oyuncular: Blake, DeAndre Jordan... Yıllarca süren başarısızlık: Clippers'ın bir diğer ismi. NBA'de sezonu kötü geçiren takımlar, sonraki senelerde önemli draft hakları kazandıkları için her takım azami 10 sene içinde başarıyı yakalar. Peki Clippers play-off'larda en son ne zaman ikinci tura yükselebilmiş? 1976. Peki NBA tarihinde konferans finallerine çıkamayan 40 küsür sene önce kurulmuş kaç takım var? Bir. Clippers. Şapka çıkartıyorum, Kelimeler kifayetsiz.

[7] %45'le saha içi isabeti, %35'le 3'lük, %80'le faul atmak iyi sınırıdır. Nash iyi olmakla kalmayıp her departmanda elit seviyeye geldi. Bu istatistiklerle baş edebilecek yalnızca iki oyuncu var: Bird ve Nowitzki.

[8] http://www.youtube.com/watch?v=My8zHx11_cQ Twitter hesabını da takip edin derim.

[9] Dirk Nowitzki'ye eskiden Irk Nowitzki denilirdi. Hiç defans yapmadığı için.

[10] Suns ise ligin dibine demir atacak ve yeniden yapılanmaya gidecek. Şu an NBA'de, tarihi boyunca en iyi kazanma yüzdesiyle oynayan 5 takımdan biri Suns. Fakat garip bir şekilde Şampiyonluğu yok. Önümüzdeki 5 sene sudan çıkmış balığa döneceklerine, rezalet galibiyet/mağlıbiyet oranlarıyla sürüneceklerine göre, bir süre daha kupadan uzak kalacakları kesin.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder