27 Nisan 2012 Cuma

24 SANİYENİN EVRİMİ

22 Nisan günü NBA için, hatta basketbol tarihi için en önemli günlerden biri. Profesör Emmet Brown'la birlikte zaman makinesine atlıyor ve 58 sene öncesine gidiyoruz. 24 saniyelik şut saati yok, hatta şut saati diye bir şey yok. Öne geçen takım aptal aptal sahada geziniyor, amaçsızcasına paslaşıyor. Kimsenin şut atmaya niyeti yok. Bazı hücumlar dakikalarca sürüyor. Durdurulabilmeleri için rakip takımın faul yapması lazım.

22 Ekim 1950. Pistons vs Lakers mücadelesi. Maç bittiğinde skor tabelasında yazan sonuç: 19-18. Toplam 8 isabet (Sekiz basket!) var. Kalan sayılar serbest atışlardan gelmiş. İki hafta sonra başka bir maç 6 uzatma sonunda bitiyor. Tam 6 uzatma devresi! Çılgıncasına adrenalin pompalandığını, heyecandan insanların birbirlerini ısırdığını düşünmeyin. Her uzatmada 1, evet yazıyla “bir” şut kullanılmıştı. Topa sahip olan takım tüm süreyi hiçbir şey yapmadan geçiriyor ve son anda şut atıyordu. Hangi mazoşist, hangi sadist böyle böyle bir şeyi izlemek ve izlettirmek  ister? 1950'lerde 3 kere basketbol maçı seyredenlerin kansere yakalanma oranının %90 arttığı gözlemlenmiştir[1].

Tabii ki insanlar NBA'i seyretmemeye, basketbolun çok özel durumlarda kullanılabilecek bir psikojik işkence yöntemi olması gerektiğine karar vermek üzereydiler. Tam bu sıralarda Syracuse Nationals'ın sahibi Dan Biasone muhteşem bir fikirle ortaya çıkıverdi: 24 saniyelik şut saati! Böyle bir şeyi neden icat ettiğini açıklaması daha bir keyif veriyor insana. Altını çize çize okuyun:

 "Zevk aldığım eski günlerdeki maçları düşündüm; oyuncuların boş boş dolaşıp oyalanmadığı maçları. Takımların yaklaşık 60 şut kullandığını fark ettim. Maç başına 120 şut eder. 48 dakikayı, yani 2880 saniyeyi aldım, 120'ye böldüm. Her şut için 24 saniye gerektiği sonucuna ulaştım."

Bu kadar basit. Helal olsun. Mucit diye işte bu yüce şahsa denir. Eğer Biasone bu fikri bulmasa NBA daha doğmadan ölecek, basketbol unutulmuş sporlar arasındaki yerini alacak, küresel spor çılgınlığını curling'le tatmin edecektik. Dahiyane ve çılgıncasına basit bir fikir tüm NBA'i, hatta spor tarihini değiştirdi. Biasone tek başına basketbolu kurtarmıştı.

Dan Biasone

Elbette ki herkesi ikna etmesi kolay olmadı. 1951'de bulduğu parlak fikrin hayata geçmesi 3 seneyi almıştı. En sonunda, 22 Nisan 1954'te takım sahipleriyle anlaştı. Yaz aylarında saatin denendiği gösteri maçları hazırladı ve 1954/1955 sezonundan itibaren 24 saniyelik şut saati kullanılmaya başlandı. Birkaç sene içinde tüm ligin çehresi değişti.

Ertesi sezon her takım maç başına 14 sayı fazla atıyordu (79.5'tan 93.5'a fırladı sayılar.). Celtics tarihte ilk kez maç başı 100+ sayı ortalamasıyla oynayan takım oldu. Asist ortlamalarında tam 4 rakam artış yaşandı. Her şeyden önemlisi artık maçın yarısından fazlası faul atışlarıyla geçmiyor, basketbol severlerin akıl sağlığı bozulmuyordu.

Evren ve Kozmos bu muhteşem buluşu karşılıksız bırakmadı. Syracuse Nationals 1955'te şampiyonluğa ulaşacaktı. Bugün Philadelphia 76ers'ın salonundaki üç şampiyonluk flamasından birinin üstünde 1955 yazıyor.



[1] Yanlız her maç böyle geçmiyordu tabii ki. 1954 playoff'larında Syracuse Nationals (bugünkü Sixers), New York Knicks'i 75-69 yendi. Maçta toplam 34 basket atılmıştı. Peki isabetli serbest atış sayısı kaçtı? 76. Evet, el ele verip Boğaz Köprüsü’nden atlayabilirz.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder